Beslenmeden Maksat; "Haz" Değil "Gıdalanmak"
Friday, January 27th, 2012Her şeyi hikmetle var eden Allah elbette inşam da hik-metle yaratmıştır ve onu başıboş bırakmamıştır, insanın vü-cudunu da mükemmel bir saray suretinde ve muntazam bir şehir misalinde yaratmıştır. Ağızdaki tatma duyusunu bir kapıcı, â’sab ve damarları telefon ve telgraf telleri gibi ya-ratmış. Ta ki ağza gelen maddeyi o damarlar vasıtasıyla midenin merkezine haber versin ki mide de gelen misafirine göre bir şeyler hazırlasın veya misafir edilecek durumda değilse hemen kapı dışarı edeceği tedbirleri devreye soksun.
Evet, ağza alınan ve tatma duyumuz tarafından durumu mideye bildirilen yiyeceğe mide ihtiyaç duymuyorsa "Yasaktır!" der, dışarı attırır. Esasında, Doğuda geliştirilmiş bir yöntem vardır: Kişi yiyeceği şeye öncelikle dikkatle bakar ve kendi içini yoklar. Eğer o gıdaya ihtiyacı yoksa mide onu istemediğini zaten ona hissettirir. Fakat bizler sürekli yemeye ve atıştırmaya o kadar alışmışız ki bakmaya, irdelemeye, midenin reflekslerini anlamaya fırsat bırakmadan bulduğu-muzu hemen mideye indiriyoruz!